
Bir mozaik gibidir Anadolu.Mozaik kadar güzel,kardeşçe olamasak da şu günler de hep eksik olanı tamamlamaya çalışmış,hep güzelin peşinden gitmiş,bir yandan dokundururken diğer yandan ise öğüt vermeyi ihmal etmemiş insanların da var olduğunu bilmek bizi bu acılı günlerde ayakta tutan yegane şey olsa gerek.Bu mozaiğin içindeki parçaları hep bir arada tutmaya çalışan,kavga etmeyin canlar gelin bir olalım diyen gönüllü barış elçileridir onlar aynı zamanda.
İşte onlardan biriydi Mahzuni.Veysel'den sonra Aşık kültürünü yaşatmış,bu işi yaparken yüreklere su serpebilmiş biriydi o.Her zaman esas olanın insan olduğunu,olması gerektiğini,olmuyorsa da yanlış yolda olduğumuzu söyleyen bir çift acılı gözdü mevlanın gül diyerek verdiği.Yeri geldiğinde 37 candan biri de ben olaydım diyebilecek kadar gam yüklü, yeri geldiğinde de kahrolası savaşların aleti olan kurşunun aşka gelmesini sağlayarak kaşlarının arasından geçirebilendi.Meclisi dayısı olanın köşeyi döndüğü bir yer olarak değil de dost sohbetlerinin olduğu mekan olarak göstermiştir bizlere.Kavgaların,rantların döndüğü "büyük" meclisimizin şuandaki haline bakınca insan ne de güzel demiş diyor içten içe.Bir koyup üç alanların yerine üçün birini alan güzel ülkemin evlatlarına çalışmayı,hak yememeyi,kuru soğana muhtaç olanlara yardım etmeyi öğütlemiş olan bir neslin son temsilciydi can Mahzuni.
Deyişlerinde tele vurduğunda saza sözler daha kalpten dudağına süzülmeyi beklerken bu kesin onundur diyebiliyorsak hala,halkların kardeşçe yaşayabileceğine olan inançların azaldığı şu günlerde zemheride doğmayı bekleyen filiz misali yeşertebiliyorsak hala umutlarımızı senin sayende büyük usta."Tersname"ndekileri sonunu dinlemeden birebir uygulayanlara inat,inadına son sözü dinlemeyi öğrendik ve senden bıkmadan öylece gidiyoruz..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder