
Bu havalarla başım dertte..İnsanlar ve garip psikolojileri..Şimdi dışarıda emredilmiş yer çekimine dayanamayarak kendini boşluğa bırakan milyonlarca damla var ve durmaya da niyetleri hiç yok gibi.Kışın gelmesiyle birlikte kafaların üzerinde oluşan konuşma balonları da bir o derece puslanıp artmaya başlıyor.Yaz öyle mi hiç? Her ne kadar yağmur dualarıdır,rahmettir,berekettir dese de eskiler yaz vakti insanın içine bir boşverme,kafayı 3 ay sonra gelecek kışa kadar nadasa bırakma hali getiriyor.Kayıtsız anlamsız, kumsalın üzerinde mangalın üstündeki sucuk edasında yatma pozisyonunda ve bu pozisyonu kaç farklı kombinasyonda yaptığınla övünme durumu ortaya çıkıyor.Her tarafı uyuşmuş,sorumluluklarını bir kenara itmiş ve bundan mutlu olan insanlarız biz güney insanları.
Fakat o sayılı süre geçtikten sonra çil yavrusu gibi dağılma özelliği olan öğrenciler olarak yeni aidiyetlerimizin olduğu yerlere doğru istikamet ediyoruz.Kimisi yazdan kalma özelliklerini sürdürebilecekleri yerlerde,geçirdiği zamanları beyinlerinin anı bölmesinden çıkarmaya gerek duymadan devam ediyor işlerine.Kimileri ise ben ve benim gibi olanlar,ülkenin her mevsiminin yaşandığının ta mavi önlükleriyle andımız harmonisiyle öğretildiği zamanları çekip çıkarıyor uçta bucakta kalmış tozlu raflarından.
Kış zamanı,mevsim tabelalarında öğretildiği gibi mevsimlerin dörtte birini oluşturmaz.Aksine sonbaharı kendisine çeker ben geliyorum diyerek,ilkbaharın sevincini kursağında bırakır-pürneşe bir halde çiçekleri böcekleri düşünüp gezerken-estirdiği kendisi gibi haşin olan rüzgarıyla.Yalnız olan bir yaz vardır kendisini bu kadar çok seven insanlara tezat bir şekilde.
Kendisi gibi karışık bir psikolojiye bürür adamı kış.Bazısını kar altında yakalayıp şanssız ise bir kapital kutuya sığınma olasılığından bile mahrum bırakıp yaşamdan soğuturken bazılarını ise yaşama bağlar sevdiklerinin yüzlerine patlattığı kar toplarını gördükçe.Kimi için pencere kenarında süprüntülerin sokaklardan akmasını izlemek,sokak lambalarına baktığında yağmurun yağdığını görüp mutlu olduğunu hissetmektir kış.İçerken kahvelerini evinin o hoş kombilibilibom ortamlarında ne de güzel yağıyor yahu diye de bir iç sese sahip olmaktır.Zor kazanılıp tez kaybedilen hayat gibi olan ilişkilerinde yağmurun tenlerinde bıraktığı romantizm eşliğinde yürümek sevgililere bir kıyaktan ibarettir kış için.Bazılarında ise ızdıraplı bir bekleyiştir giderek yalnızlaştığımız bir dünyada sevdiği birkaç kişiden olanların kar üstünde tuttuğu nöbeti düşünürken yahut acımasız fakat bir o kadar kendisine sevdalı olanları tutsak ettiği uzun ince yollarda giden,araçları kadar ağır olan sevdiklerini düşünürken.
Bu havalarla başım cidden dertte.Uykusuz gecelerde yurdum insanının bu komplike mevsimi nasıl geçirdiğini düşünmekteyim.Gel ey çöl rüzgarı,gel de dağıt kendi gibi puslu olan şu mevsimi.Bulutsuzluğun özlemi içinde sabah yataktan yüzüne şeklini vermiş yastığı bir kenara itip uyandığınızda özleminizi dindirecek bir güne başlamanız dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder