bezgin endüttrü miyendisinden seçmeler...

15 Aralık 2009 Salı

Yolculuk


Aşağıda yolcu kalmasın lafıyla başlar hikaye.Ve plak hiç durmaz.Hep aynı terane.Kaç dakika var kalkmasına,kaç saatte varırız gibisinden pek de ilginç sayılmayacak sorularla muavini sıkıştırma oyunu oynanır.Ama muavin hiç de oralı değildir.O anda hayatının en önem arz eden işin yapıyormuş gibi-oysa tek yaptığı bavulları çeşitli kombinasyonlarla düzeltmektir-davranır.İplemez karşısındakini anlayacağın.Oyun sona ermek üzereyken bir ses duyulur derinden.Heyecansız,monotonlaşmış,zevk duymayan bir motorun sesidir bu.Haydi abbas vakit tamam dersin içinden.O sırada gelişen birkaç saniye hiç de kısa gelmez insana.Sevdiklerinin alışılagelmiş öğütleri,sarılmalar falan filan.Arkanda bırakmaya karar vermişsindir bu şehri bilet alırken.Dönüş yok,düzen işlemeli!

Koltuğuna ısınmaya çalışırken tanrıyla aranda bir diyalog başlar.N’olur yanıma kazma herifin biri oturmasın diye mızmızlanırsın ona. Aksilik de bu ya;tam ‘aranılan’ adam oturmuştur yanına.Yan koltukla konuşma olasılığı sıfırdır.Çaresiz yol izlenecek.Belki de değişik bir şeyler görürüm farklı bir yolculuk olur diye düşünürsün.Fakat sen bu lafı hatırlıyorsun bir yerlerden.Hadi itiraf et kardeşim hep aynı şeyi diliyorsun ama olmuyor olmuyor!3-5 nöbeti bekleyen asker misali mecbursundur kafanı cama yaslayıp bir yerlere kaç kilometre kaldığına bakmaya,iki ön koltuktaki amcanın nasıl bu kadar muavini çok çağırıp su istemesine tanık olmaya,arkandaki elemanların gereksiz sohbetlerini çekmeye ama komik bir şeyler söylendiğinde gülerek onlara katılmaya,kim bilir daha birçok şeye işte…

Saatler ilerler,otobüs sessizleşir.Gecenin ağırlığı insanların ruhlarına çökmüştür çoktan.Sense geçip gidilen yerlerin isimlerini öğrenmekten haz almamış bir şekilde bakarsın dışarıya.Gözlerin kapanıp kapanmama konusunda birbiriyle kavga ederken otobüs tıslaya tıslaya ücra bir yerde mola verir.Bu nasıl bir psikolojiyse bütün otobüs hareketlenir bir anda.Saatler kaçı gösterir,kaça kaç vardır bilinmez.Ama bölünür uykular,değerlidir bu yarım saat.Soğuk havada sigaradan akrobatik hareketler yapma oyunu başlar bu zaman diliminde.Kim daha hızlı filtreyi görecek diye yarışılır tanınmadık heriflerle ve aynı zamanda kimin küllüğü doldurduğu,aynı hareketleri onun da yapıp yapmadığını,nereye gidip nasıl biri olduğunu düşünürsün bu anlarda.Aynı şeyleri acaba başkası da düşünüyor mu senle beraber diye aklından muhakkak geçer.O anda Musa Eroğlu’nun sesi duyulur teypteki kadınla birlikte.Telli turnam türküsü insanları otobüse geçmeye zorlarken kadın hiç susmaz.Bilmem nerden bilmem nereye istikamet etmekte olan falan turizmin değerli yolcuları diye başlayan sıkıcı konuşmasını sıkılmadan defalarca yapar.Mola bitti artık.Yollara selam olsun diyerek devam edilir.Birden eline zoraki içeriği belirsiz kolonya dökülür.Tv’de eskilerden bir western filmi ya da salak bir komedi.Devam edersin gecenin yalnızlığında camla sevişmeye.Bir an gözlerini uykuya emanet edersin geri almak üzere içinde hayallerin,yapacakların,mutlulukların hüzünlerin vardır.Sana beş on dakika kadar gelmiştir birkaç saatlik emanet uyku.Gözlerini açtıktan sonra tabelalar tanıdıklaşmaya,sorumluluklar sırtına çökmeye başlar.Belki bu yolculuk tatildi senin için tanımadıklarınla çıktığın uzun bir yol dertsiz tasasız.Belki de seni sorumluluklarına götüren bir yoldu.Kim bilir!

Otobüs yaklaşır beklenilen yere.Herkeste çocuksu telaş başlar.Uzaklarda bıraktığın ait olmadığın yerden getirilenler alınır yanına.Tüm şehvetiyle uğurlar seni dört tekerli ortak olduğu tecrübeleriyle paylaştığı anılarla,bir olduğu insanlarla.Dedik ya plak hiç durmaz.Yollar olası serüvenlerle,üzüntülerle,sevinçlerle gelecek müşterilerini bekler.Bir yolculuk daha böyle biter işte arkadaş.Hepsi bu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder