
Eski arkadaşlar kumsalda yürürken beğenip denizden üttüğün birer deniz kabuğu gibidir.Aralarında yamukları da çıkar,zamana karşı koyamayıp eriyip giden de..Ama bazıları bu dünyaya ait olduğunu ispatlamak ister gibi ilk bulduğun andaki güzelliğini korur ve ne bileyim japonların ya da gizli saklı bir yerlerde yerleşiverir evine ve dünyana.İşte bunlardan biri olduğunu bana gösteren birini anlatmak istedim bugün.Kendisini 70 milyonun önünde ifşa etmek istemiyorum zaten okursa bilecektir kendini mister.Bu şahsiyeti ilk olarak ilkokulun daha pipi kadar olduğun için 3lü oturulan sıralarında tanıdım.Deve kuşu gibi gömmüş kafasını sıraya ama yok kardeşim gözlerin cıncık gibi parlıyor o zamandan belli dürzünün bir şeyler yapacağı bu hayatta.Kendine has bir basket dehası(!),taşla top oynarken yere düşüp olmayan hakemi kandırma çalışmaları daha neler neler..Hayatın kendisiyle bizlere dayatılan sonsuz uzunluktaki sınav maratonları arasında biz de büyüdük doğaya karşı koyamayan her canlı gibi.Evrime hem görüş olarak hem beden olarak daha yakın olduğundan vücudu da erken serpildi bu yavrucağın.Benim oğlum büyüyecek doktor olacak nidaları arasında tutuverdi taşı toprağı bok dolan, altın yerine umutsuzlukla azmin birleştiği birleşmesi gerektiği şehrin çukurlu yolunu..O da girecek raya bir şekilde sistemin bir türlü düzelmeyen sistemsizliği içinde kendine bir yol bulacak hem de o 1 m2lik yerin içinde bile..Gün gelir adına kader dedikleri şeyin içinde birlikte o çocuksu gülüşmelere heyecanlara geri dönüveririz.Döneriz dimi kepçe....
döneriz be tevfom, döneriz be kardeşim... şimdi hiçbir maç taşla oynadığımız maçların heyecanını vermese de tekrar o günleri böyle sanal alemde de olsa yad etmek az da olsa o tadı yakalamamıza vesile oluyor(yarısı farsça oldu cümlenin idare et). Atatürk Ortaokulu'nun öğretmenler odasında saklambaç oynayarak başladı kardeşliğimiz, şimdi neredeyse 15.senemizi tamamlıyoruz. Biz yıllanıyoruz, kardeşliğimiz de yıllanıyor, ve güzelleşiyor aynı şarap gibi... Gıyabında tüm şarapları şerefine kaldırıyorum usta, bu yazı kıyağın için eyvallah, blog da hayırlı olsun, şu kardeşini daha sık hatırla ama:)
YanıtlaSil